Hollywood’un Bildiği Ama Bizim Bilmediğimiz Şey Ne?

Biz her alanda karşımızdaki insana saygısı olmayan, değer vermeyen bir topluma dönüştük. "Nasıl olsa alınıyor, izleniyor; boş ver, gittiği yere kadar gider." kafasıyla işler yapıyoruz. Sonra ne oluyor? Çıkıp bizim kültürümüze yakın ülkelere milyar dolarlık diziler satıyoruz diye övünüyoruz. Tamam, bu küçümsenecek bir şey değil elbette. Ancak mesele, bu işi gerçekten iyi yapanlara bir şeyler satabilmek, onların bulunduğu pazarlara girebilmek. Peki
neden girmiyoruz? Çünkü kolayı seviyoruz. Risk almak istemiyoruz.

Bana göre rahmetli Cüneyt Arkın’dan sonra tarihî ve aksiyonu bol filmler dönemi kapandı. O zamanlar gülüp geçtiğimiz, alay ettiğimiz o filmlerden sonra bana söyler misiniz, kaç tane aksiyonu bol film izleyebildik? Yahu biz, basit bir araba sahnesi için bile yurt dışından kalabalık ekipler getiriyor ve bununla övünüyoruz. E hani Hollywood ile aynı seviyedeydik?
Yeşilçam filmlerinden sonra, daha doğrusu teknolojiyi kullanmaya başladıktan sonra diyelim,
kaç tane farklı ve aksiyon dolu film çekebildik? Sürekli Recep İvedik, kalitesiz romantik
komediler, sözüm ona Oflu Hoca gibi komedi filmleri... Yapmayın ya. Bu kadar kolaycı ve
garantici olmayın. Elbette bu filmler de çekilsin ama en azından Cem Yılmaz gibi cesaret
edilip farklı türlerde işler de yapılsın artık.

Adam yaşarken kıymetsiz; ama ölünce hemen filmi yapılıyor. Neden? Çünkü kemik seyirci
kitlesine ajitasyon yaparak ölü üzerinden gişe elde etmek, para kazanmak için. Üstelik o
filmleri bile doğru dürüst yapamıyoruz. Yahu, Adile Naşit’in filmi o kadar kötüydü ki kadın
mezarında ters dönmüştür. Bence şu konu netleştirilmeli: Her vefat eden sanatçının filmi
yapılmamalı. Bazı sanatçılar hatırımızda kalan hâliyle hatırlanmalı. Yıllardır farklı türlerin
yapılmaması için öne sürülen en büyük gerekçe neydi? "O türler bizim kültürümüze uymaz,
seyirci kaybederiz." Peki sen de adamlar gibi bu işe ciddiyetle yaklaşarak, emek vererek bir
yap bakalım; kararı biz verelim. Uzay filmini kalkıp komedi olarak çekersen elbette komik
olur. Ya da fantastik bir hikâyeyi saçma sapan şaklabanlıklarla kurgularsan tabii ki izlenmez.
Gerçek şu aslında: Televizyonda dramdan, sinemada da çok zorlamadan komediden gidelim;
çünkü bu türler her zaman para kazandırıyor. Bunun başka bir açıklaması yok. Kimse
alınmasın, kırılmasın ama "Bizi kıskanıyorlar" ya da  "Biz de onların seviyesindeyiz";
dediğimiz birçok alanda aslında oldukça gerideyiz.

Ezcümle; bir bakın bakalım Hollywood’da yaşı 70-80’e gelmiş kaç aktör hâlâ yüksek tempolu
filmlerde başrol oynuyor. Bir de bize bakın: O yaşlardaki kaç aktör ya köşesine çekilmiş, ya
kendisine dede rolü yazılmış ya da sektöre küsüp gitmiş? Hazır bakıyorken şuna da göz atın:
Dizilerde sözüm ona elli kişinin arasına tek başına dalıp racon kesen aktörlerimizin sinemada
kaç tane aksiyon işi var? Kaçı, Cüneyt Arkın’ın yaptıklarının onda birini bile yapabilmiş? Ve
kaç yapımcı bunları yapmak istiyor?

Görüşmek üzere…

Arslan Yıldız

İlişkili Haberler