Voila Sanat tarafından sahnelenecek 1984 tiyatro oyunuyla ilgili olarak Voila Sanat oyuncuları Sirius Haber’e konuştu.
Voila Sanat ekibinden Burak Yılmaz, Nazire İlbasan, Büşra Nur Kalmış, Ece Yılmaz, Mehmet Ali Candan, Aylin Dönmez ve Soner Elmacı, temmuz ayında sahneleyecekleri 1984 tiyatro oyunuyla ilgili Sirius Haber’e oyundaki karakterlerini ve oyunu anlattı.
Ustalardan destek
Voila Sanat Genel Sanat Yönetmeni Burak Yılmaz, 4 Temmuz’da ve 11 Temmuz’da sahnelenecek 1984 tiyatro oyunun yönetmeni ve oyunda Winston karakterini canlandırdığını ifade etti. Yılmaz, oyun hakkında “1940’lardar George Orwell’in kaleme aldığı korku distopyasını aynı zamanda insanların düşüncelerini rahatça ifade edemediği bir dünyayı anlatıyor. Biz bu romanı tiyatroya uyarladık” açıklamasını yapıp Ayşen İnci, Hakan Altıner, Halil Ergün gibi usta oyuncular destek verdiğini söyledi.
“Sürekli izlendiğini düşünen insanlar nasıl yaşar onu anlatmaya çalışıyoruz.”
Yılmaz, oyunda canlandırdığı Winston karakteri ve oyunun genel teması için “Dikkat eksikliği ve hiperaktivite hastası, düzen takıntısı olan, her şeyin içerisinde bir uyum arayan bir karakter. Bu evrenin içerisinde, 1984’ü Winston’un gözünden görüyoruz. Winston’un olaylar karşısında tutumu, karakterindeki değişim, Julia’ya olan aşkı, iş yerinde çok yakın arkadaşı olan Parsons’la olan iletişimi, onu hem beğenmesi hem beğenmemesi… İnsanların sürekli izlendiği bir dünya 1984, birbirlerini şikâyet ederlerse başlarına kötü şeyle gelebileceği bir dünya. O yüzden bugünü yansıtıyor mu, geçmişi yansıtıyor mu sorusundan ziyade farklı fantastik bir evrenin içinde sürekli izlendiğini düşünen insanlar nasıl yaşar onu anlatmaya çalışıyoruz” dedi.
“İzleyici beni ilk defa böyle bir karakterde görecek”
Voila Sanat kurucusu ve 1984 tiyatro oyunun yapımcısı Nazire İlbasan, oyunda canlandırdığı Julia karakteriyle ilgili olarak başka oyunlarda da oynadığını hatırlatıp “İzleyici beni ilk defa böyle bir karakterle görecek. Seksi kadını, cilveli kadını, aşk yaşayan kadını görecekler bu sebeple de heyecanlıyım” aktarımında bulundu. İlbasan, role hazırlama sürecinde Julia’yı çok araştırdığını, 20 yaşındaki çılgın, deli dolu, özgürlüğüne düşkün kadını kendi içinde hayal dünyasında yaşattığını belirtti.
Oyunda, Syme karakterini canlandıran Büşra Nur Kalmış, canlandırdığı karakteri “Sisteme körü körüne bağlı elinden geldiğince halkın uyanmamasını sağlayan bir karakter olacağım” şeklinde anlattı.
Karanlık bir dünya deneyimi
Oyunculardan Ece Yılmaz, eseri 1940'larda yaşayan bir adamın 1984 yılına değinmesinin geleceğin bir tasviri gibi olduğunu düşündüğünü belirtip o karanlık dünyayı insanların oyunu izleyip deneyimlemesi gerektiğini düşündüğünün altını çizdi. Oyundaki karakteri için Yılmaz “Benim oynadığım karakter de biraz itaatkâr, kuralları aslında yıkması gerekirken tam tersi kuralları dinleyen, kuralları çiğnemeyen, sürekli söz dinleyen ve aslında o zamanki rejimi örnek alan bir karakter” sözlerini kullandı.
Koruma karakterini canlandıran Mehmet Ali Candan, sahnede sert, diktatör bir karakteri canlandırdığını söyleyip karakterinin Winston’a zor anlar yaşatacağını açıkladı. Alican, Koruma karakterinin kendisiyle çok farklı olduğunu vurguladı.
İki karakter tek oyuncu
Oyunda iki ayrı karakteri canlandıran oyuncu, oyucu koçu, diksiyon ve yaratıcı drama eğitmeni Aylin Dönmez, oyundaki karakterleriyle ilgili olarak şunları söyledi “Ev sahibi kadın ve Parsons birbirine taban tabana zıt iki kadın karakter.
Orijinal metinde, kitapta ikisi de erkek. Ben burada kadına evrilmiş hallerini oynuyorum. Parsons tamamen rejim yanlısı, yani ölümüne büyük birader yanlısıyken ev sahibi kadın tam tersi, rejim öncesini bilmiş, yaşayan, duyguları olan bir insan. Büyük biraderden ve rejimden nefret ediyor ev sahibi kadın.
İki karakterin tek ortak yönü ikisinin de aşırı kilolu olması. Oyunda içime elyaflarla, pamuklarla beni şişirecekler. Öyle oynayacağım. Obez bir kadını oynuyorum her ikisinde de. Birisi ev sahibi kadın. O hep mutlu yaşamış. Yemiş, yedirmiş, doğurmuş, sofralar kurmuş. En güzel haliyle hep yaşamış. Kilosu bu yüzden.
Parsons ise tam tersine her şeye aç. Yani mutlu olduğunu zannedip, çok mutsuz, körü körüne bir hayat sürüyor. O ne gerçek anlamda aşkı yaşamış ne sevgiyi yaşamış, hiçbir şeyi yaşamamış ve bütün bunların hıncını yemekten alıyor.”
“Seyircinin oyunu izlerken düşünmesini istiyoruz”
Oyunda O’Brien karakterini canlandıran gitar eğitmeni Soner Elmacı, karakterini “O'Brien tamamıyla büyük biraderi sahnede fiziki anlamda temsil eden tek kişi diyebilirim. Rejime uyan herkesi himayesinde bulunduran, olmayanları da bulundurmaya çalışan bir insan. İnsanların aklına girerek, onları, en başta iyi insan davranarak, daha sonra da kendisine çekerek onları himayesine almaya çalışıyor.
O’Brien karakterini çalışırken tamamıyla zaten içselleştirmek gerekiyor. O’Brien karakteri çok duygusal bir karakter değil, çok mutlu bir karakter değil. İnsanlara acı çektirerek ve insanları kendi fikrine ekleyerek bu oyundaki ağırlığını hissettirecek” ifadeleriyle açıkladı. Elmacı, oyun için “Seyircilere bu oyunu izletirken zaten sadece izletmek istemiyoruz. Aynı zamanda bu oyunu izlerken düşünmelerini çok istiyoruz. ” ifadesinde bulundu.
“Tiyatro insan var oldukça olacak”
Son olarak, tiyatro sektörünü değerlendiren Yılmaz, değerlendirmesini şu sözlerle yaptı “Tiyatroyu üçe ayırıyoruz. Bir ödenekli tiyatrolar, bir bizim gibi ödenekli olmayan özel tiyatrolar, bir de ünlülerin tek başına işlettiği tiyatrolar. Şimdi bu üçünü bir arada değerlendirdiğimizde özellikle ödenekli tiyatrolar ve özel tiyatrolar geçtiğimiz sene son 20 yılın rekorunu kırdı. Geçtiğimiz 2025-2026 sezonunda 5 milyon seyirci aldı. Bu aslında , seyircilerin tiyatroya olan rağbetini gösteriyor.
Özel tiyatrolarda tiyatro yapmak güç. Burada herhangi bir oyuncuya, herhangi bir yönetmene, tiyatroya ucundan dokunmuş herhangi birine baktığınızda ‘Ah, tiyatro yapmak tamamen gönül işi’ der. Gerçekten de öyle. Çok istemeden, bunun dışında başka bir şey yapamam, bunsuz yaşayamam demeden tiyatro yapılmıyor.
Son yıllarda tiyatroların ödenekleri çok azaldı. Herkes bir yerlerden bir sponsor bulmaya çalışıyor. Tiyatro insan var oldukça var olacak bir alan. Bundan dolayı da biz her türlü yıldırmaya karşı, her türlü zorluğa karşı tiyatro yapmaya devam edeceğiz. Tiyatronun sahnesine bir kere adım atmış olan herkes sürekli o aşkla beraber, içinde yanan o alev ile beraber bir daha bir sonra bir kere daha oraya çıkmak için can atıyor olacak.”
1984 tiyatro oyunu 4 Temmuz 2026’da Şişli Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi, 11 Temmuz 2026’da Eyüpsultan Kültür Sanat Merkezi’nde izleyici ile buluşacak.