Borsada Büyük Ralli Başlıyor

Borsa İstanbul yatırımcısında genel olarak büyük bir umutsuzluk hali hakim. İç siyasi gelişmeler,  yurt dışındaki sıcak çatışmalar ve ticaret savaşları gibi bazı olumsuz haber akışı, Borsa istanbul’un bir yıldan fazla patinaj yapmasına ve aylık teknik düzeltmeye gitmesine  sebep oldu.

Yan hisselerin çoğunda büyük düşüşler yaşanmasına rağmen, piyasa yapıcı müthiş bir endeks mühendisliği başarısı sergileyerek, Bist 100 endeksi zirvelere yakın seviyelerde tutmayı başardı. Bu uzun süren düzeltme ve dinlenme dönemi, geniş yatırımcı topluluğunda umutsuzluk ve bıkkınlık oluşturdu. Çok önemli sayıda bir yatırımcının da borsaya veda etmesine neden olmuş durumda.

Tüm bunlara rağmen aslında, Borsa İstanbul 1300 seviyesinden başlayıp 11.000 seviyelerini aşan çok büyük bir yükseliş yaşadı. 10 kat kadar yükselen bir borsanın, bu kadar dinlenmesi ve düzeltme yapması normal sayılmalıdır. Ancak, her zaman olduğu gibi yatırımcı sabırsızdır ve bir an önce çok para kazanmak için acele etmektedir. Dolayısıyla beklemeye tahammülü de yoktur. Yükseliş bir an önce başlasın istiyor. Çünkü hayaller büyük ve kısa zamanda zengin olmak için hırsla yumruğunu sıkmış bekliyor.

Tüm iç, dış siyaset ve teknik analize bağlı bazı  nedenlerden ötürü yatırımcıyı bekleten borsanın, piyasa yapıcının planları nedeniyle de bilinçli bir psikolojik operasyona maruz bırakıldığını da söylememiz gerekiyor. Çünkü, içeride ve dışarıda bitmek bilmeyen risk faktörleri ortaya çıkınca, tahtacılar biraz daha mal toplamak adına korkutma ve bıktırma yoluna gittiler. Bunun da işe yaradığını görüyoruz. Çünkü, resmi rakamlara göre milyonlarca insan borsa yatırımında defterleri kapatıp gitmeyi tercih etti. Kalanlar ise çoğunluğu itibariyle umutsuzca bir bekleyiş içindeler.

Halbuki, bana göre teknik analizde aylık verilere ve borsanın klasik hareketlerine uygun bir süreç yaşanıyor. Muhtemelen artık büyük bir yükselişin arefesindeyiz. Hem teknik, hem temel veriler bunu gösteriyor. Yine ileri geri hareketlerin çokça yaşanacağı, ama artık yükselen dipler şeklinde bir rallinin başlayacağını düşünüyorum. Sabreden dervişin muradına ereceği, tekkeyi bekleyenin de çorbayı içeceği bir son bizi bekliyor. Antakya'da söylenen güzel bir söz var; 'Beklemeyenin kuzusu olmaz' diye. İşte sabredenin ödüllendirileceği bir sürece doğru yol alıyoruz.

Burada sorulacak asıl soru şu; Sen de sabredenlerden olabilecek misin. Yoksa yollarda dökülüp kalanlardan mı olacaksın. Bu soruya vereceğin cevap senin kaderin olacak. Emin ol.