Moda Sahnesi’nden Dünya Tiyatrolar Günü’ne Özel Kampanya
Featured

Moda Sahnesi’nden Dünya Tiyatrolar Günü’ne Özel Kampanya

Moda Sahnesi 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’ne özel, 25-26-27 tarihli alımlarda bilet kampanyası yaptığını duyurdu.

Belirtilen tarihlerde, seçilen oyunların biletleri yüzde 20 ile yüzde 30 oranında indirimli alınabilecek. İndirimli bilet satışı, biletinial sitesi üzerinden yapılacak.

Kampanyalı Oyunlar ve Gösterim Tarihleri

Dıkşın: Büyük Şans – 7 Nisan / 20.30

Oyun, bir işkenceci ile kurban arasındaki sorgulama sürecini merkezine alan bir metin. Salt kişisel bir hikâye değil; sistem, düzen ve Batı merkezli uygarlık anlayışına yönelen bir sorgulama. İnsanın varoluş problemi ile insan ve iktidar arasındaki gerilimli ilişkiyi izliyoruz. Onur Ünsal’ın oyundaki işkenceci rolüyle 2024 yılında Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) Ödülleri Yılın Oyuncusu ödülünü aldığını da belirtelim.

Othello - 16-17-17 Nisan / 20.30

Shakespeare’ın ölümsüz eseri Othello, Kemal Aydoğan yönetmenliğinde bambaşka yorumlanmış, İago ve Othello, İago ve Cassio arasındaki çatışma farklı şekilde ele alınmış. Erkek egemen dünya düzeni eleştirisi kadın cinayetleri üzerinden işleniyor. Moda Sahnesi’nde 100. kez sahnelenecek oyunun başka bir özgün tarafı ise anlatıcı rolündeki Yılmaz Sütçü’nün fuaye alanında izleyicileri şarkılarla karşılaması. Şarkılar oyunla ilişkili. Salona geçtiğimizde Othello’ya ve dönemde Akdeniz bölgesindeki iktidar ilişkilerine dair bilgiler veriyor Sütçü. Othello’yu Caner Cindoruk’un canlandırdığı oyun 2024’te pek çok ödüle de layık görüldü. Ahmed Saka, 8. Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri ve 25. Sadri Alışık Sinema ve Tiyatro Oyuncu Ödülleri’nde Yardımcı Rolde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı. Yılmaz Sütçü ise 11. Uluslararası Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri kapsamında Jüri Özel Oyunculuk Başarı Ödülü’nün sahibi oldu.

Macbeth – 13 Nisan / 20.30

Bir Shakespeare klasiği olan Macbeth, Kemal Aydoğan yönetmenliğinde yine farklı bir biçimde yorumlanarak sahneleniyor. Günümüze ve gündelik hayatımıza göndermelerle birlikte bambaşka bir tat ekleniyor Macbeth’e. Çağdaş bir teknikle üç boyutlu bir sahneleme izliyoruz. Metinde sayısı 3 olan cadıları 5’e çıkartıp bir koro kuruyor yönetmen ve şarkılarla, danslarla zenginleştirilmiş bir oyun hâline geliyor Macbeth.   

                                        10 Nisan / 20.30

Şirreti Evcilleştirmek - 11 Nisan / 16.00 – 20.30

                                         12 Nisan / 16.00

Şirreti Evcilleştirmek, tanıdık bir Shaskespeare metni aslında. Türkiye’de Hırçın Kız olarak tanınıyor fakat oyunun orijinal adının tam çevirisiyle kullanmayı tercih etmiş Kemal Aydoğan. Sebebini ise Tiyatro dergisinde Yavuz Pak’la yaptığı bir söyleşide şöyle açıklıyor: “ Şirret olarak görülen, şirret olarak tanımlanan bir kadının ehlileştirilmesi sürecini anlatıyor oyun ve bu anlamıyla erkek egemen davranışa, patriarkaya atıfta bulunuyor. Bu özelliğiyle romantik değil politik bir oyun kanımca.” Metin sadece bir kadının evcileştirilmesi üzerinden okunmuyor elbette. Aydoğan aynı röportajında şöyle tamamlıyor sözlerini: “Öte yandan, Shakespeare erkek iktidarın egemenliğini inşa etme süreçlerini, yöntemlerini de anlatıyor. Kate’in evcilleştirilme, ehlileştirişme süreci bir halkın boyunduruk altına alınma yöntemleriyle paralellikler içeriyor. Petruchio tam bir tiran özelikleri taşır. Kate’i bu herife aşık eden oyun versiyonları erkek egemen aklın yanılsamalarıdır kanımca.”

Şirreti Evcilleştirmek, Melis Birkan ve Timur Acar’ın da dahil olduğu oyuncu kadrosuyla 200 kez sahnelenmiş.

Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri – 23 - 24 – 25 Nisan / 20.30

                                                                       26 Nisan / 16.00

Édouard Louis’nin dördüncü kitabı “Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri”, yazarın annesini konu edindiği bir özgürleşme anlatısı. Gözlerinin içinin güldüğü o siyah beyaz gençlik fotoğrafını bulmasıyla birlikte toplumun, babasının ve belki de kendisinin annesini nasıl bambaşka bir insana dönüştürdüğünü anlıyor Louis. Ve annesinin yaşadıklarını, en sonunda da bu kısırdöngüden kurtuluşunu anlatıyor. Bu mücadele, Ayberk Erkay çevirisi, Kemal Aydoğan yönetmenliğinde Moda Sahnesi’ne taşındı. Édouard Louis’e hayat veren Onur Ünsal, tek kişilik performansıyla hem çocuğu hem anneyi öyle iyi canlandırıyor ki kadının görünmeyen ev içi emeği, homoeksüel bir çocuğun hayatta kalışı, sınıf çatışması iliklerimize işliyor. Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri, aynı zamanda Moda Sahnesi’nin en taze oyunlarından.

Gonzago’nun Öldürülüşü – 14-15 Nisan / 20.30

Gonzago’nun Öldürülüşü, Bulgar yazar Nedyalko Yordanov’un 1989’da yazdığı, Shakespeare’in Hamlet evrenini merkeze alan bir oyun. İktidar çekişmeleri, güç savaşları, casusluk, kumpas, ihanet gibi temaları hicveden bir komedi. Hüseyin Mevsim’in çevirisiyle sahneye taşınan Gonzago’nun Öldürülüşü’nde Hamlet dünyasından üç karakter beliriyor: Polonius (kralın danışmanı), Horatio (Hamlet’in dostu) ve Ophelia (Polonius’un kızı). Fakat oyunu anlamak için Hamlet’e hâkim olmaya gerek kalmadığını da belirteyim. Oyunun konusuna gelecek olursak... Aklını kaybettiği düşünülen Hamlet’in kafası dağılsın diye Elsinore Sarayı’na bir tiyatro kumpanyası davet edilir ve onlardan bir oyun oynamaları istenir. Yerleşik tiyatrolarını kaybetmiş oyuncular sarayın davetini yeniden yerleşik tiyatro olabilmek için bir şans olarak görür. Prens Hamlet, kumpanyanın seçtiği oyuna bir ek yapmak istediğini bildirir. Topluluk kabul eder ancak oyuncular Hamlet’in, babasının katilini bulmak için bu oyunu krala karşı kullanacağını fark etmez. Prens amacına ulaşır ama kral tarafından ülkeden uzaklaştırılır. Oyuncular ise kralı öldürmeye teşebbüsle suçlanır.

Barış Yıldız ve Esra Kızıldoğan’ın da içinde bulunduğu geniş bir başarılı oyuncu kadrosuna sahip olan Gonzago’nun Öldürülüşü, Moda Sahnesi’nin en yeni oyunu.

Babamı Kim Öldürdü – 20 – 21 Mayıs / 20.30

Babamı Kim Öldürdü, Édouard Louis’nin üçüncü kitabı ve yine Ayberk Erkay çevirisi, Kemal Aydoğan yönetmenliğinde Moda Sahnesi’nde. Başlıkta soru işareti yok çünkü cevap oldukça belli. Louis, babasından eşcinsel kimliğinden dolayı fiziksel ve psikolojik şiddet görmüş. Yıllar sonra, geçirdiği bir iş kazası sebebiyle yatalak olan babasını ziyarete geliyor. Ve geçmişte yaşadıklarını bugünün penceresinden anlatmaya başlıyor. Bu sadece baba-oğul yüzleşmesi değil; sistemin, devletin ve toplumun bir insanı nasıl yok ettiğinin hikâyesi. Metinde sınıfsal eşitsizlikler, çalışma koşulları, ırkçılık ve ötekileştirmeyle birlikte sevgi ve nefret iç içe geçiyor.