Aslında bir “mikro ulus” olarak sınıflandırılan Sealand, 1967’den beri Manş Denizi'nde, İngilizlerin İkinci Dünya Savaşı’nda Alman uçaklarını vurabilmek için inşa ettiği bir askeri üssün üzerinde varlık gösteriyor.
Yıllardır bir sertifika ile vatandaşlık satan Sealand, önceleri yalnızca "Lordluk" ve "Lady’lik" gibi unvanlar vadediyordu. Ancak 2026 itibarıyla "E-Vatandaşlık" modeline geçiş yaparak vaatlerini modernize etti. Yeni paket; özgür bir internet için ücretsiz VPN ve vatandaşlara özel güvenli e-posta adreslerinin yanı sıra, vatandaşlık bedelinin bir kısmıyla denizlerdeki çöplerin temizlenmesini de kapsıyor. Üstelik Apple ve Google Wallet ile taşınabilen bu dijital vatandaşlık, gelecekteki olası seçimlerde oy kullanma hakkı da vadediyor.
Ülkenin kurucuları, millet kavramının "doğumla atanmış" olmasından ziyade, belirli fikirleri benimseyen insanların bir araya gelmesiyle oluşması gerektiğini savunuyor. Bu noktada, bir millet olmak için mutlaka resmi sınırlara sahip bir ülkenin gerekmediğini vurgulayarak Kürtler, Katalanlar ve Romanları örnek gösteriyorlar. Sealand hukuken tanınmamış ve doğal bir kara parçasına sahip olmasa da, bireysel özgürlükleri merkeze alan bir yapı vadediyor.
İngiltere bu konuda sessizliğini korusa da Sealand; belgeseller, ana akım medya ve YouTube kanalları tarafından sık sık ziyaret edilerek küresel gündemdeki yerini korumaya devam ediyor.